Ingiltere’de “UBER” muhabbetler

Reading Time: 2 minutes

Ingiltere’de taksi icin hep Uber’i kullandim. Gayet ucuz ama yagmur camur olunca fare estimate nedense 2x, 3x! Ama konumuz fiyat degil taksici muhabbetleri. Gecen Cumartesi, Bulgar ve Ingiliz iki taskisiciyle ilginc bir sohbet edince taksiciler hakkinda yazmak sart oldu.

Is icin Turkiye’de sirket araciligi ile cok taksi kullandim. Muhabbetler klise oldugu icin bir sure sonra otomatige baglayip “su yol bitse de kurtulsam” moduna giriyordum. Memleketin durumu, siyaset, Istanbul’a gittigimde Istanbul trafigi, Ankara’dayken “abi normalde bu saatte bu kadar trafik olmaz ama” muhabbeti, taksicilerin sikayetleri, kufurler, kisa mesafe icin azar isitme… Tabi ki IZMIR haric! Nedeni de malum, Izmir olmasidan 🙂 

Burada ise daha farkli sohbetler cikabiliyor. Her zaman degil tabi. Taksicilerin farkli ulkelerden olma ihtimalinden midir nedir, sohbet cesitliligi fazla ama sadece ulkemizde yasanabilecek enteresan ve komik olaylar burda basima gelmedi. Hele Ankara’da her hafta havaalanina yetisme maceralari ayri yazi konusu olur. Hala hatirladikca gulme krizine giriyorum 🙂 Her taksici ayni cumeyi kurar mi kardesim!

“Abi normalde bu saatte bu kadar trafik olmaz ama!”

Tecrubelerime gore sohbeti 3 kategoriye ayirabilirim

  1. Sifir muhabbet: Merhaba ile baslar…sonra bir sessislik…iyi yolculuklar, iyi aksamlar, iyi gunler ile biter
  2. Yuzeysel muhabbet: Merhaba ile baslar… is-guc sorulur…nereye gidiyorsun, havalar da pek soguk-yagmurlu-gunesli bu aralar, iyi gunler, iyi aksamlar… ile biter
  3. “Uber” muhabbet: Bu da merhaba ve nasilsin ile basliyor ama devami ilginc! Her telden insan cikti karsima. Teknolojinin gelisiminin insan hayati uzerindeki etkisini sorgulayan, kendi isini kurma macerasini anlatan, Kaburga ve eti cok seven gurme taksiciler…Bir keresinde muhabbet o kadar koyuydu ki birisi birakacagi yeri gecti, hala muhabbete devam ediyor 🙂

Gecen Cumartesi de 3. kategoride bir sohbet gerceklesti. Yazilimci oldugumu ogrenince konu teknolojiden acildi. Adam sanayi devriminden basladi konuyu otonom araclara getirdi. “Teknoloji bir ihtiyactan dolayi mi ortaya cikar yoksa mevcut teknoloji insanlara yeni ihtiyaclar mi dayatiyor” konusunda konusuyoruz. Serde yazilimcilik var ya ben de can alici soruyu sordum: “Otonom araclar kaza yaptiginda sorumlu surucu mu yoksa arac mi olur? Sorun bu araclari uretmek degil, hukuki boyutunu cozmek” gibi birseyler soyledim yarim Ingilizemle. Icimdeki Fatih Terim bir kez daha ortaya cikti.

It doesn’t matter for us, for me. big games easy than the other games, unfortunately. everytime is we have the control the games, under the control the games, during the games, we have the some possibility, some big chances, some big okazyon, something like that but, what can i do, sometimes. it is the software, that is the software, everything is something happens…

Aslinda bu bana ait bir gorus degildi. 5 sene once Hollanda’dada yaptigim son projemdeki siradan konusmalardan biriydi ve otonom araclar/machine learning o zamanlar bu kadar populer degildi. Neyse sonra saate baktim. Yol biraz uzamis. Dedim ki biraz gec kalmadik mi? Adam ne dese begenirsiniz?

“Abi normalde bu saatte bu kadar trafik olmaz ama!”

Herkese iyi pazarlar 🙂
Suleyman

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *